reklam
reklam

SON DAKİKA

Vatan Haberleri
Vatan İçin

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çünkü bölgenin güvenliğini sağlamamız gerekiyor.” dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çünkü bölgenin güvenliğini sağlamamız gerekiyor.” dedi
Bu haber 20 Aralık 2018 - 19:52 'de eklendi ve 259.184 kez görüntülendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rusya, Ankara, Tahran’ın ardından şimdi dördüncü zirveyle yolculuğumuza devam edeceğiz. Çünkü bölgenin güvenliğini sağlamamız gerekiyor.” dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-İran İş Forumu’nda katılımcılara hitap etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasının satır başları şöyle;

Aziz kardeşim sayın Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, saygı değer Türk ve İran iş dünyasının kıymetli mensupları değerli misafirler sizleri en kalbi duygularımla sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Beşinci Toplantısı vesilesiyle düzenlenen bu etkinlikte aziz kardeşim sayın Ruhani ile ikili daha sonra heyetler arası toplantılarımızı yaptık. Şu anda sizlerle bir aradayız. Bu biraraya gelişten duyduğum bahtiyarlığı da belirtmek istiyorum.

Ey adı en güzel başlangıç olan senin adın olmadan mektuba nasıl başlarım. Evet biz de adı en güzel olanın ismi ile toplantımıza başlıyoruz. Bir kez de sizlerin huzurunda sayın Cumhurbaşkanı’na ve beraberindeki heyet üyelerine ülkemize hoşgeldiniz diyorum. Toplantımızın her iki ülke için yeni iş birliklerine yeni projelere yeni yatırımlara kapı aralamasını temenni ediyorum. Bu etkinliğe öncülük eden Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu kısa adı ile DEİK mensuplarına da özellikle teşekkürlerimi sunuyorum.

Sayın Cumhurbaşkanı, kıymetli iş adamları İran ile geniş bir alanda kapsamlı işbirliklerine sahibiz. Hedefimiz ikili ekonomik ilişkilerimizi siyasi ilişkilerimiz ile aynı seviyeye çıkarmaktır. Bu kapsamda daha önce sayın Cumhurbaşkanı ile mutabık kaldığımız üzere ikili ticaret hacmimizi 30 milyar dolar seviyesine yükseltilmesini arzu ediyoruz. Geçtiğimiz yıl 10,7 milyar dolar olarak gerçekleşen ikili ticaret hacmimizin bu yıl sonu itibarıyla yine aynı düzeyde gerçekleşmesini bekliyoruz.

Malesef bu rakamlar hedeflediğimiz seviyenin oldukça altında kaldı. Halbuki 2012 yılında 22 milyar dolar seviyesine ulaşmıştık. Bu rakam hedefimize ulaşabilmemizin mümkün olduğunu gösteriyor. Yeter ki karşılıklı olarak bu iradeyi ortaya koyabilelim ve çalışmaya da başlayalım.

İnanıyorum ki gerisi kendiliğinden gelecektir. Bu bakımdan ticari ilişkilerimizin ahdi alt yapısını oluşturan tercihli ticaret anlaşmasının genişletilmesine ilişkin müzakereleri önemli görüyorum. Bu anlaşmayı doğru çerçevede ilerleterek artık bunu haftalara yaymamamız gerekiyor. Süratle en yakın zamanda bunu sonuçlandırmamızda fayda var. Tabi bunun için öncelikle korumacı refleksleri geride bırakmamız ticaretin mantığına uygun şekilde süreci yürütmemiz gerekiyor.

Ancak bu şekilde ikili ticaretimizde hedeflediğimiz seviyeleri yakalayabiliriz. Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu ziyaretinin tercihli ticaret anlaşmasının genişletilmesi müzakerelerinde bir dönüm noktası teşkil edeceğini düşünüyorum. Onun için sayın Vaizi’ye gerekse sayın Albayrak’a talimatlarımızı verdik ve Ruhsar hanım ile birlikte çalışmalarını yapmalarını istedik ve artık bunu bugün yarın bitirin dedik. Bunu artık haftalara yayarsak bu iş çok ağır gidiyor demektir. Bu işi hızlandırmamız lazım. Bu konuda bence buradan ayrılmadan ben değerli kardeşime bu talimatı yenilememizin gereğini ifade etmek istiyorum.

Dördüncü zirveyle yolculuğumuza devam edeceğiz”

Dünyada ve bölgemizde ticaret sisteminde güçlü değişiklikler yaşandığı bir dönemde İran’la birlikte atacağımız bu adımın daha geniş ve büyük iş birliklerinin kapısını aralayacağından şüphe duymuyorum.

Bugün onu konuştuk. Her şeyden önce bölgenin güvenliğinin, özellikle İran ve Türkiye’ye çok büyük yükler yüklediğini ifade etmem lazım. Tabii biz bu süreçte adeta bir üçlü ortaya koyduk, Rusya Federasyonu, İran ve Türkiye olarak. Rusya’da başladık, Ankara’da devam ettik, Tahran’da üçüncü zirvemizi yaptık. Şimdi inşallah dördüncü zirveyle yolculuğumuza devam edeceğiz. Çünkü bölgenin güvenliğini sağlamamız gerekiyor ki, ekonomik güvenliğimizi de ona göre temin edelim, geliştirelim ve siyasi kararlarımızı da buna göre alma imkanını yakalayalım.

Tarih boyunca bölgede hep öncü bir konumda bulunmuş iki kadim devlet olarak bu meselenin karşılıklı yarar temelinde çözüme kavuşturulacağına inanıyorum.

İkili ekonomik ilişkilerimizin arzu edilen noktaya taşınması hususunda önümüzde birlikte aşmamız gereken ciddi bir mesele daha var. Bu da Amerika Birleşik Devletleri’nin, İran’a yönelik olarak uygulamaya koyduğu yaptırımlardır. Amerika’nın yaptırım kararının bizi hedeflerimize ulaşmaktan alıkoymasını engellemek mecburiyetindeyiz. Yaptırımlara karşı çıktığımızı, bu tür baskı araçlarına başvurulmasının İran halkını cezalandırmak anlamına geldiğini her fırsatta ve platformda açıkça ifade ediyorum. Tek taraflı olarak atılan bu adımın uluslararası işbirliğine ve güven ortamına zarar vereceğini de her seviyede muhataplarımıza söylüyoruz.

Dünyada savaşı mı kovalayacağız, barışı mı kovalayacağız? İnsanlık barışa muhtaç, savaşa değil. Artık bunların tarih olduğunu kabullenmemiz lazım. Bu vesileyle yaptırımları kabul etmediğimizi, hiç kimsenin yaptırımlar nedeniyle İran’la ekonomik ve ticari ilişkilerimizi sonlandıracağımızı düşünmemesi gerektiğini bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Elbette yaptırımların özellikle bankacılık sisteminden kaynaklanan bazı belirsizliklere yol açtığının farkındayız. Hem Türk hem de İranlı müteşebbislerin işlerinde bu sebeple aksamalar yaşandığını müşahede ediyoruz. Ancak her şeye rağmen bu sorunların çözüme kavuşturulabileceğine inanıyoruz.

Ruhani ve heyetiyle bugün gerçekleştirdiğimiz toplantıda bu konuda karşılıklı dayanışma çerçevesinde birlikte çalışma ve bir yol haritası oluşturma hususunda mutabık kaldık. Bu doğrultuda yapıcı çalışmalarımızın meyvelerini yakın zamanda almaya başlayacağımıza ve yaptırımları ilişkilerimizde fırsata çevireceğimize inancım tamdır.

İranlı dostların Türkiye’nin yaptırımlar konusunda gösterdiği ilkeli ve kararlı tutuma, ticari ilişkilerin daha da güçlendirme iradesiyle karşılık vermelerini bekliyoruz. Bu tavır ülkelerimizi bölgede tecrit etme çabalarına karşı verilmiş en güzel cevap olacaktır.

“77 Türk firması tarafından İran’a yaklaşık 1,5 milyar dolarlık yatırım”

İran’la ikili, ekonomik ve ticari ilişkilerin önemli bir boyutunu Türk şirketlerinin İran’daki faaliyetleri oluşturuyor. Bugüne kadar, özellikle söylüyorum, 77 Türk firması tarafından İran’a yaklaşık 1,5 milyar dolar civarında yatırım gerçekleştirilmiştir. Bu noktada bir hususu vurgulamak isterim. Yaptırımlara uymayacaklarını ifade eden pek çok ülkenin şirketleri daha yaptırımlar yürürlüğe girmeden İran’dan çekilirken, Türk firmaları faaliyetlerine devam ediyorlar.

Firmalarımızın bu yaklaşımlarıyla mevcut yatırımlarının korunması yanında yeni yatırımlar konusunda teşvik edilmeyi hak ettiklerini düşünüyorum. Aziz kardeşim Sayın Ruhani başta olmak üzere tüm İranlı yetkililerden müteşebbislerimize teşvik edici kolaylıkları sağlamalarını özellikle istirham ediyorum.

Siyasi ilişkilerimizin ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkilerle desteklenmesi her iki ülke halkının da yararına olacaktır. İkili ilişkilerimizin tüm boyutlarının hak ettiği seviyeye ulaşması için Türkiye olarak üzerimize düşenleri yapmaya hazırız. Bu yolda siz iş dünyamızın da bizimle beraber yürümesini istiyoruz. Sizlerden iki ülkenin potansiyelinden tam anlamıyla istifade edecek projelerle iş birliğini geliştirmenizi bekliyoruz.

Bu ziyaretin gönüllerimizdeki dostluk ağaçlarının büyümesine, düşmanlık fidanlarını söküp atılmasına vesile olduğuna inanıyorum.

Kaynak: TRT Haber, AA

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA